J2EE

Java manyağı olmama az kalmışken, bu satırları yazarak içimi dökme girişiminde bulunacağım. Maksat halkı bilinçlendirmek Sticking out tongue

Şimdi, Java dedikleri bir programlama dili. Her şeye baştan başlayıp toz ve gaz bulutu geyiğine girmeden, üçe bölümde incelenen bu Java'yı azıcık anlatayım.

Java programlama dili, C nin dilbilgisine sahip bir dil. C mantığını kapmış her insanın kolayca kodları okuyup takip edebileceği, anlamasa da üç aşağı beş yukarı tahmin yürütebileceği bir dil. Yıllar önce şöyle bir olay vuku buluyor: C geliştikçe gelişiyor. C++ çıkmış, Nesne Yönelimli [Object Oriented] diye bi' kavramı beraberinde geitirmiş ve izleyenleri hayretler içinde bırakmış. Ama amcalar bir program yazılyorlar, program Windows'ta çalışıyorsa, Linux'te çalışmıyor. Yani her işletim sistemi (daha genel anlamıyla her platform) için aynı programı tekrar tekrar yazmak, uğraşıp durmak lazım geliyor. Bundan dolayı da demişler ki, öyle bir programlama dili geliştirelim ki bi' defa yazalım, her yerde kullanalım, her Allah'ın platformu için bi' daha bi' daha kendimizi kasmayalım.... İşte Java diye diye artislik yaptığım programlama dilinin çıkışı böyle.

Ölümüne JavaBu slogan çok tutmuş olmalı. Şu an bile Java'yla alakalı her yerde bunun İngilizcesini görebilirsiniz; şöyle ki: Write Once, Run Everwhere!

İşte bu WORE sloganı, kulağa hoş geliyor, programcıların da gözünü parlatıyor ama Nilüfer'in, Asya'nın ve Müslüm Gürses'in ve akabinde de Duman'ın da "Olmadı Yar" adlı şarkıda dile getirdikleri gibi her şeyin bedeli vardır... Bu bedele biz Java Sanal Makinası diyoruz. Yani bir Java programını bir alette çalıştırmak için ona önce bir "Java Virtual Machine" yüklemek farz. Böylece bu makine kodları okur, işler felan filan.

Şimdi gelelim bu trilojiye. Biz bir programı yazıp her yerde kullanmak istiyoruz, tamam güzel ama uydu alıcısından ftp bağlantısı yapmak, koca sunucu bilgisayarından SMS göndermek ya da mutfak robotunda oyun çalıştırmak falan gibi fantazilere girmek çok akıllıca değil (En azından şimdilik pek değil). Dolayısıyla işte bu Javacı amcalar Java'yı platformlara ayırıp öyle inceleyim, ona göre programlar yazalım demişler. Bunlar Java'nın ikinci sürümüne geçerken tamamıyla karar kılmışlar.

Demişler ki elimizdeki bilgisayarlar bu işin standartını oluşturuyor. Bu platforma Standart Edition diyelim. Böyle koca koca sunucuların [server] felan hitap ettiği kesime Enterprise Edition diyelim. Bir de cück gibi gün geçtikçe cebe giren elektronik aletlere hitap eden Micro Edition olsun. Hazır ikinci sürüme de ulaşmışken bunları bir de baş harfleriyle kısaltalım, tam havalı havalı olsun:

Java 2 Standart Edition: J2SE
Java 2 Enterprise Edition: J2EE
Java 2 Micro Edition: J2ME

Böylece gökten üç Java düşmüş, benim başımdaki de J2ME olanı.

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Son yorumlar

Yeni yazılardan e-posta ile haberdar olmak için:

Kullanıcıyım, giricem!