Ben Çocukken

Güncemi itiraf.com'a çevirmeyeceğim hayır. Başlıktan böyle bir sonuç çıkarmamalıydınız Sticking out tongue

Bu olay yıllar yıllar öncesinde oldu. Belki o zamanlar ben de çok büyük sayılmazdım ama bu dövenler benden de küçüklerdi.

Bir önceki yazıma Pınar'ın yaptığı yorumu görünce aklıma geldi. Aynı Pınar'ın başına gelen gibi, bir gün yolda giderken birkaç küçük velet gördüm. Tam ben yanlarından geçerken, biri zıplayıp bana tokat attı. Yani veletler o derece küçük, yoksa benim boyum da 1.60-65 falandı o zamanlar, öyle Mehmet Okur gibi değilim kısaca. Sonra ben yediğim tokada sinirlenip bir laf ettim tabi, onlar da hep beraber bana daldılar. En maceralı günlerimden birini yaşamıştım. Birkaç yumruk ve tekmenin ardından yere kapakladığımda, Allah'tan mahalle sakinlerinden birileri, uzaktan da olsa "loluyo len orda!" deyince, veletler korkup kaçmışlardı. Ben de karnıma, suratıma ve bilumum yerlerime geçirilen yumruk, tekme ve tokat karışımlarıyla kaldım.

Dayak yemek, özellikle de kendinizden küçük bir grup tarafından dayak yemek psikolojik olarak bünyeye fazla gerilim verebilir, devreleri yakabilir. Dikkatli olmak lazım.

Ömer Blog Günü projesinden bahsettiğinde "bi erkek ikimiz mi varız abi?" diye sormuştum. O da "bir de mecese var" demişti. Ben de kızların arasında kaybolmayacağıma sevinmiştim. İşte güne fark katan MCS...

Adı Mustafa Can. Benim bölümden bir arkadaşım var, onun adının baş harfleri de M ve C, üstelik soyadı da S ile başlıyor. Ama adı Mustafa Can Sarıca değil. Benim arkadaşım olan MCS, kendine emcies derdi. Tam Türk usulü yani. empeüç gibi bir şey. Ama bu Mustafa öyle demiyor, direk mecese diyor, kısaltmanın hakkını veriyor. Burdan kendisini tebrik ediyoruz. İngilazcaya hiç özenmemek lazım birader...

Neyse efendim, bu uzun girişin ardından, sadede gelelim. Bu hafta güne kendisine gittik. Blog Günü şenlikleri beşinci haftayı nerdeyse geride bırakmışken, ben Yağmur'un altınını bu kadar geç verince, ister istemez bu da geç kaldı. Buyrun blogunu göstertelim:
http://mcsarica.blogspot.com/

Öncelikle kendisinden gelen Hayali(mi)m'i unutmadım. Yalnız uygun bir vakit bulup yazamadığımdan böyle geç kaldıkça her şey geç kalıyor.

MeCeSe blogunu gayet serbest yazıyor. Ben daha önce de Aslı'da bunu görmüştüm ve ona da bu durumu kıskandığımı söylemiştim. Şimdi aynı şeyi Mustafa'ya karşı da söylemezsem olmaz. Bazen işte tam böyle düşünüyorum. Blog dediğin böyle olmalı kardeşim! Okunma kaygısı olmamalı, benim gibi yazmak için kasmamalı. (Ben hep lafı kendime getiriyorum, görüldüğü üzere) Yani gerçekten kaygısızca yazabilmek lazımmış gibi geliyor bazen. Mustafa bunu iyi yapıyor.

MeCeSe'nin TechnoBakış.com diye de bir sitesi var, Teknolojiden felan bahsediyor. Görülesi bir site. Aslında kendisiyle bir içerik ortaklığı girişimi falan kursak fena olmaz hani. Bir de Ben Çocukken var ki dillere destan. Mustafa bunu iyi düşünmüş gerçekten. (Deli Emin gibi şerrefsizim aklıma gelmişti demeyeceğim ama aklıma gelebilirdi ve yine de ben böyle bir şey yapmayabilirdim. Smiling ). Çocukken yaşananlar hep burda. Herkesin mutlaka başına benzer hadiseler gelmiştir. Üstelik geniş yazar kadrosuyla çok ilginç hikayelere yelken açıyorsunuz okurken.

E bu kadar kendisinden bahsettiğimiz bir adamın blogunu okuyun artık. Buyrun aşk ile:
MCS Blog

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Son yorumlar

Yeni yazılardan e-posta ile haberdar olmak için:

Kullanıcıyım, giricem!