www.sansuresansur.org
Ana sayfa

Sinema

Death Note (Desu nôto) 2006



Etiketler:

Küçük not: Yazıyı Ecto'ya yazıyorum, bir yanlışlık ya da düzensizlik görürseniz ve uyarırsanız memnun olurum.

Death Note Desu Noto

Gördüğü haksızllardan dolayı rahatsız olan bir genç, bir gün bir defter bulur. Deftere adını yazdığı kişiler ölmektedir. O da bunun iyi bir şey için kullanıp, cezalandırılmayan ya da adaletten kaçanları öldürmek için kullanmaya başlar. Fakat yakalanma korkusu, onun bu "iyi niyet"inin yönünü değiştirir.

Film güzel, hoşuma gitti. Fantastik hikayeleri genelde sevmesem de bunu beğendim. Psikolojik gerilim gibi bir tarafı var biraz. 10 üstünden 8 veriyorum. IMDB'deki sayfası şurada. 

Bu satırlardan sonra Memento, Death Note ve Dexter filmleriyle alakalı sürprizlerden bahsedilecektir (spoiler). Bu filmleri izleyecekseniz yazının kalanını okumamanızı öneririm.  Devamını oku »

Ooşın'ın On Üçü




Vizyon filmlerini izlemeyi pek sevmem. Yeni bir film mi çıkmış? Önce biraz dursun, bir kendine gelsin. Filme gidenler, hakkında neler düşünüyor bir öğrenelim. Ne olmuş ne bitmiş bir fikir sahibi olalım. Ondan sonra filmi izlerim ya da izlemem. Normal şartlar altında bu yöntemi uygularsanız, pek sinemaya gidemezsiniz. Ben de pek gitmiyorum zaten. Onun yerine ordan burdan bulduğum filmlerle idare ediyorum.

Bugün de öyle oldu ve vizyon filmi olmayan bir filmi, Ooşın'ın On Üçü'nü [Ocean's Thirteen] izledim. Akşam saatlerinden bu yana başımda bir ağrı hissettiğim için dayanmak için bayağı bir efor sarfettim diyebilirim. Ocean's serilerinin diğerleri de başlarda karmakarışık ve izleyicinin pek bir şey anlamasını istemediği için böyle olmasına pek şaşırmadım. Sinema böyle bir şey. Edebiyatta serim-düğüm-çözüm derler. Ocean's serisini öyle bir yapıyorlar ki sen daha düğümün ne olduğunu çözmeye çalışırken film kendiliğinden çözülmeye başlıyor. Tıpkı bir illüzyon gibi. Dolayısıyla sen dikkatini çözümün süperliğine verip vay be, adamlar nasıl da oyun ettiler! gibi bir hayrete düşerken aslında pek de mantıklı olmayan düğümleri kaçırıyorsun.

Ben demiştim. Zaten başım da ağrıyordu, pek bir şey düşünemedim adamlar olayları düğümlerken. Çözerlerken de aynı vay tepkisini göstermekte bir sakınca görmedim.

Ooşın serisinin güzel tarafı hem Bired Pit*, hem Met Deymın*, hem de Dan Çiydıl* gibi aslı vazifesi oyunculuk olan kişileri hep beraber görebilmek. Bu filmde bir de Al Paçiyno* ve Endi Garsiya* ve Veynsant Kesıil*** gibi bonusları da görünce kendimi bir nebze daha iyi hissettim. Al Paçino amca da bayağı yaşlanmış, ben bunu gördüm. Bir de boyunun bu kadar kısa olduğunu bilmiyordum. Bugüne kadar Baba diye bildiğimiz adam bu muymuş? demeden edemedim doğrusu.

Ooşın'ın üçüne birden baktığımızda, burdaki en uyumsuz insanın Corç Kuluniy* olduğunu düşünmeye başladım. Diğerlerinin yanında en az rol yapıp en kuul olan şahsiyet bu. Yani tam açıklayamadığım bir iticiliği var. Üstelik bir de çetenin başında bulunması bana çok anlamsız geliyor.

Pit'in bu seride paso yemek yiyiyor olması beni tebessüm ettirirdi ama bu kez o kadar da yemek yememiş olduğu için hayal kırıklığına uğradım.

Neyse, bu bölümde ikinci film gibi "sürpriz üstüne sürpriz" saçmalığı yapmamışlar. Daha güzel olmuş. İnşallah filmin on dördünü de çıkarmazlar. Her şeyi tadında bırakmak lazım. Değil mi sevgili Soderberg*?