Film

Uzun zamandır edindiğim filmler, bulaşıklar gibi birikmişti. Bu yığını eritmek üzere yola çıktım. Şimdi de izlediğim filmlere not veriyorum...

Liste günden güne güncellenecek. İşte o liste;  Devamını oku »

Enigma 7/10

Etiketler:

Bugün sabah Danimarka yapımı bir film izledim. Adı Reconstruction. Ekşi Sözlük'ten okuduğum kadarıyla yeterince ünlüymüş. Avrupa filmi olması dolayısıyla, hikayenin gelişi, gidişi cidden farklıydı. Yine Ekşi'den anladığım kadarıyla, filmin yönetmeni David Lynch'ten esinlenmiş.

Not: Bu noktadan itibaren okuyacaklarınız saçma sapan bir film yorumu olup, aralara filmle alakalı sürprizler açıkça verilmiş olabilir, Mulholland Drive hakkında da, Reconstruction hakkında da... İşbu spoiler hadiselerinden müessesemiz sorumlu değildir.  Devamını oku »

Etiketler:

Az evvel bitti. Film hakkında yorum yazacağım için önceden uyarayım, yazı içinde her hangi bir yerde bu dangalak filmle alakalı sürpriz sahneleri satır aralarından çıkarmak mümkün olabilir. Yani bir spoiler olayı mevzu-u bahis olabilir. Ona göre okuyun. Yine de bence siz bu yazıyı okun, filmi de izlemeyin.

Film o derece kötü yani. Stephen King bey amcayı uzun zamandır tanırım. Neyse o. Çok fazla kitabını falan okumadım ama izlediğim uyarlama filmleri genelde absürt oluyor. Bu da onlardan biri. Ha kitabını okurken çok zevkli olabilir,  Devamını oku »

Not: Bu yazı Oldboy (İhtiyar Delikanlı), Saw (Testere) ve Art of the Devil (Şeytanın Sanatı) adlı filmler içindeki sürpriz sahneler hakkında ipuçları (spoiler) içermektedir. Bu filmleri izleyecekseniz, yazıyı okumamanız tavsiye edilir.

Kanlı canlı bir korku filmi. Bundan bir önce izlediğim kanlı film Testere'nin üçüncü bölümüydü. Aslında tam da izlemedim. Çok muhterem kardeşim İrfan'la beraber sinemada izlemeye karar verdik ve fakat, gerek konunun sıkıcılığı, gerek kan ve vahşet görüntülerinin korku değil iğrençlik derecesinde çoğalması, gerekse girdiğimiz ortamın kokusunun çekilmemesi gibi sebeplerden dolayı filmin arasında çıkıp kendimizi başka bir filme yönlendirmiştik. Dolayısıyla ben SawIII'ün ilk kısmını biliyorum sadece.

Geçen gün de kan ve vahşet görüntülerini barındıran bir film olan Şeytanın Sanatı'nı izledim. Aslında böyle kanlı filmlerden çok hazzetmem ama uzak doğulular bu işi nispeten daha iyi beceriyorlar. Bir de biz korku filmlerinde cidden korkmadığımız için çok makul gelmiyor bize. En azından bana. Aslında film o kadar da kanlı ve vahşi değildi. Tayland yapımı bir film olduğunu düşünürsek, iyi çekilmiş bir film. Koreliler ve Japonlar yapıyor genelde bu tip filmleri ama Taylandlılar da yapıyormuş demek.

Şeytanın Sanatı

Film sanki yeniymiş gibi anlattım galiba ama yeni değil, 2005 yapımı. Türkiye'de ne kadar adı geçti bilmiyorum. Konuya bakınca genel anlamıyla bir çeşit kara büyü olayları geçiyor.

Film tanıtmak beni aşıyor, analiz falan da yapamayacağım ama filmden bazı kareler hakkında yorum yapmadan geçemeyeceğim.  Devamını oku »


Vizyon filmlerini izlemeyi pek sevmem. Yeni bir film mi çıkmış? Önce biraz dursun, bir kendine gelsin. Filme gidenler, hakkında neler düşünüyor bir öğrenelim. Ne olmuş ne bitmiş bir fikir sahibi olalım. Ondan sonra filmi izlerim ya da izlemem. Normal şartlar altında bu yöntemi uygularsanız, pek sinemaya gidemezsiniz. Ben de pek gitmiyorum zaten. Onun yerine ordan burdan bulduğum filmlerle idare ediyorum.

Bugün de öyle oldu ve vizyon filmi olmayan bir filmi, Ooşın'ın On Üçü'nü [Ocean's Thirteen] izledim. Akşam saatlerinden bu yana başımda bir ağrı hissettiğim için dayanmak için bayağı bir efor sarfettim diyebilirim. Ocean's serilerinin diğerleri de başlarda karmakarışık ve izleyicinin pek bir şey anlamasını istemediği için böyle olmasına pek şaşırmadım. Sinema böyle bir şey. Edebiyatta serim-düğüm-çözüm derler. Ocean's serisini öyle bir yapıyorlar ki sen daha düğümün ne olduğunu çözmeye çalışırken film kendiliğinden çözülmeye başlıyor. Tıpkı bir illüzyon gibi. Dolayısıyla sen dikkatini çözümün süperliğine verip vay be, adamlar nasıl da oyun ettiler! gibi bir hayrete düşerken aslında pek de mantıklı olmayan düğümleri kaçırıyorsun.

Ben demiştim. Zaten başım da ağrıyordu, pek bir şey düşünemedim adamlar olayları düğümlerken. Çözerlerken de aynı vay tepkisini göstermekte bir sakınca görmedim.

Ooşın serisinin güzel tarafı hem Bired Pit*, hem Met Deymın*, hem de Dan Çiydıl* gibi aslı vazifesi oyunculuk olan kişileri hep beraber görebilmek. Bu filmde bir de Al Paçiyno* ve Endi Garsiya* ve Veynsant Kesıil*** gibi bonusları da görünce kendimi bir nebze daha iyi hissettim. Al Paçino amca da bayağı yaşlanmış, ben bunu gördüm. Bir de boyunun bu kadar kısa olduğunu bilmiyordum. Bugüne kadar Baba diye bildiğimiz adam bu muymuş? demeden edemedim doğrusu.

Ooşın'ın üçüne birden baktığımızda, burdaki en uyumsuz insanın Corç Kuluniy* olduğunu düşünmeye başladım. Diğerlerinin yanında en az rol yapıp en kuul olan şahsiyet bu. Yani tam açıklayamadığım bir iticiliği var. Üstelik bir de çetenin başında bulunması bana çok anlamsız geliyor.

Pit'in bu seride paso yemek yiyiyor olması beni tebessüm ettirirdi ama bu kez o kadar da yemek yememiş olduğu için hayal kırıklığına uğradım.

Neyse, bu bölümde ikinci film gibi "sürpriz üstüne sürpriz" saçmalığı yapmamışlar. Daha güzel olmuş. İnşallah filmin on dördünü de çıkarmazlar. Her şeyi tadında bırakmak lazım. Değil mi sevgili Soderberg*?

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Son yorumlar

Yeni yazılardan e-posta ile haberdar olmak için:

Kullanıcıyım, giricem!