hikaye
Telekom'da günler genelde pek canlı geçmiyor ama geçen gün Hintli çalışanlardan biri geldi. Türkçesi de yokmuş. Yanında çalışan arkadaşlarından biriyle gelmiş. Hintli İngilizce konuşuyor, arkadaşı da bize çeviri yapıyor ama aslında onun da İngilizcesi öyle çok süper değil. Hintli vatandaşın adı da yanılmıyorsam Sumit'ti.
Biz zaten İngilizce anlıyoruz, adam Yahoo Messenger'ı kullanarak Telekom içinde bağlantı yapamamış, hanımıyla konuşmak istiyor ama konuşamamış, bunu sormaya gelmiş. İlgili abimiz de bazı portların engelli olduğunu, Yahoo Messenger programının bu engelli portlardan birini kullandığı için Telekom'dan bağlanamayacağını, bunun yerine GTalk'ı deneyebileceğini falan anlattı.
Arkasından Hintli Sumit bey, güvenlikten, bağlantılardan, Wireless'tan konuşmaya başladı. Kendisinin bir problemi var ve bundan bahsediyor ama Devamını oku »
Çok büyük bir baş ağrısıyla uyandı. Sanki üstünde koca bir yük var gibiydi. Kafasını yastıktan zor bela kaldırdı, gözlerini ovuşturdu. İlk gördüğü şey yanındaki birkaç aspirin ve bir bardak su oldu.
Yatağından doğrulup etrafına bakındığında her tarafın normalden çok daha derli toplu olduğunu farketti. Hatta mükemmeldi, hiçbir düzensizlik yoktu. Kapı aralığından baktığında, bütün evin elden geçirildiğini anladı, şaşırdı. Eşi bu kadar da titiz değildi çünkü.
Aspirinleri aldı, yuttu. Hemen yandaki nota gözü ilişti:
Hayatım, kahvaltın hazır, mutfakta. Birkaç şey almak üzere markete kadar gidiyorum. Sana afiyet olsun. Seni seviyorum.
Adam resmen afallamıştı. Nota tekrar baktı, tekrar okudu. İnanması gerçekten güçtü. Gece olan bitenlerden acaba bir şey mi kaçırmıştı? Pek fazla şey hatırlamıyordu ama arkadaşlarıyla eğlenip "iki tek" attıktan sonra, çok geç saatte meyhaneden ayrıldığı hayal meyal aklına geldi.
Mutfağa gitti, krallara layık kahvaltısı gerçekten de hazırdı. Oğlu da masadaydı ve kahvaltıya az önce başlamış gibiydi. Üzerindeki şokla sordu: "Dün gece ne oldu?" Oğlu cevap verdi: "Gece saat 3 gibi eve geldin, bayağı da sarhoştun. Bağırıp çağırıyordun ve tabak çanak ne varsa kırıp döktün."
Adamın kafası iyice karışmıştı. "E o zaman annen neden her tarafı temizlemiş ve üstüne bir de bu kahvaltıyı hazırlamış? Sinirli olması gerekmiyor muydu?"
Oğlu cevap verdi: Devamını oku »
Bambaşka bir SERPİL. (?)
Okuyacağınız bu olay hayâl değil, senaryo değil, kurgu değil, roman hiç değildir. Bizzât yakınımda gerçekleşen bu olayın kahramanı, 25-26 yaşlarında genç bir kız...
Konu ise şu soru: "İslâm'da kadınlara, niçin erkeklerden daha disiplinli giyinmesi emrediliyor? " (Bknz. 24. S., 31. Â. ve 33. S.,59. A.) Benim de dikkatimi çeken bu sorunun ilginç ve mantıklı cevaplarından birini, bizzat şâhit olduğum ilginç bir olayın içinde, net olarak bulmuştum.
Yıllar önce arşivime attığım bu ilginç hâtırayı, siz dostlarımla da paylaşmak istiyorum.
Şöyle ki; 5-6 sene kadar önce (Adidas, Nike, Puma v.d. Spor mlz.leri mağazacılığı yaptığım yıllarda) 2. lig kulüplerinin de malzeme taleplerini, firma olarak biz karşılıyorduk.
2. lig kulüplerin finansmanını genelde büyük şirketler veya belediyeler karşılar.
Bir gün bu maksatla, Darıca kulübünün başkanı olan belediye başkanlığının, kulüpten sorumlu 2. başkanın odasında oturuyoruz.
Başkanın biraz üzgün ve düşünceli olduğunu gördüm.
-Hayırdır başkan?... dedim.
-Bu görevde her gün bir başka sürpriz ile karşılaşıyoruz Raif'ciğim... dedi. ..ve devam etti.
Senden önce görüştüğüm bayan var ya, hani kapıda karşılaştınız. Dekolte giyimli...
-..Evet evet, manken zannettim. Dedim. Devamını oku »
Yine alıntı bir e-posta, ama güzel bir hikaye...
Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır...
Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir'e teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret." der. Şakir ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer..."Derviş, Şakir'in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir'i hatırlar, bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir'den söz eder. "Haa o Şakir mi?" der köylüler, "O iyice fakirledi, şimdi Haddad'ın yanında çalışıyor." Derviş hemen Haddad'ın çiftliğine gider, Şakir'i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad'ın yanında çalışmak kalmıştır.
Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad'ın hizmetkârıdır. Şakir, bu kez Derviş'i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır...
Derviş, vedalaşırken Şakir'e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir'den şu cevabı alır: "Üzülme... Unutma, bu da geçer..."Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir'e bırakmıştır. Şakir, Haddad'ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: "Bu da geçer..."
Bir zaman sonra Derviş yine Şakir'i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir'in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: "Bu da geçer." Derviş, "Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider.
Ertesi yıl Şakir'in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir'den geriye bir iz dahi kalmamıştır...
Kim umar senden vefâyı,
Yalan dünyâ değil misin?
Muhammed-ül-Mustafâyı,
Alan dünyâ değil misin?





Son yorumlar
3 saat 37 dakika önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 2 saat önce
1 gün 2 saat önce
2 gün 10 saat önce
2 gün 17 saat önce
1 hafta 21 saat önce
1 hafta 1 gün önce
1 hafta 1 gün önce