Ana sayfa

Stephen King'den uyarlama Salem's Lot



Az evvel bitti. Film hakkında yorum yazacağım için önceden uyarayım, yazı içinde her hangi bir yerde bu dangalak filmle alakalı sürpriz sahneleri satır aralarından çıkarmak mümkün olabilir. Yani bir spoiler olayı mevzu-u bahis olabilir. Ona göre okuyun. Yine de bence siz bu yazıyı okun, filmi de izlemeyin.

Film o derece kötü yani. Stephen King bey amcayı uzun zamandır tanırım. Neyse o. Çok fazla kitabını falan okumadım ama izlediğim uyarlama filmleri genelde absürt oluyor. Bu da onlardan biri. Ha kitabını okurken çok zevkli olabilir, ona bir şey diyemeyeceğim, zira Gece Yarısını İki Geçe ya da Dört Geçe diye hikayeleri vardı, hoştu. Ama uyarlama deyince, Shawshank Redemption ve Green Mile eyvallah da, Rose Red, Dreamcatcher falan... Böğk resmen. Bu da onlardan biri işte. Pek sevmedim.

Filmin sonunda bir şey olmuyorsa, yani hikayenin adam gibi bir sonucu yoksa ben zaten o hikayeyi sevmem. Barlow öldü, peder öldü, Meiers öldü, çocuk kaçtı... ee? Filmin sonu yok... Anlamsız bitti.

Film zaten full vampir hikayesi. Temelsiz, mesnedsiz fantastik hikayelere hep gıcık kapmışımdır. Hiç düşündürmezler insanı. Halbuki Interview with the Vampire öyle mi mesela? Fantastik ama saçma sapan detaylarla adamı boğmuyor mesela. Neyse, konu o değildi.

Film boyunca Barlow denen herifi Anthony Hopkins sandım. Evet, itiraf ediyorum, sonradan baktım ve gördüm ki adam hiç de benzemiyormuş ama üç sahnede aynen Hopkins'ti:
1. Hurdalıkta sakat herifle muhabbet ederken
2. Pederi tavlarken
3. Tabutunda geberirken

Zaten adamı başka sahnelerde görmüyoruz.

Şimdi aklıma geldi, King'in cansız varlıklara korkutucu canlı imajı vermesini bu hikayede kesinleştirdim. Ben de yazarım böyle hikaye demek üzereyim. Bul bi cansz meta, mesela bir araba, bir şehir, bir ev, koy içine biraz mezarlık, ölüler, vampirler... Unutmadan iç ses, yanlış kararlar, korkularınla yüzleş klasiği... Oldu sana korku hikayesi. Bu son iki cümleyi yazarken o kadar da ciddi değilim elbette. Ama mutemelen hikayenin kabasını böyle çıkarıyorlardır. Vaktiyle Dean R. Koontz'un da bir romanını okumuştum, adı Kara Büyü müydü neydi. Onun hikayesinde cansıza can verme muhabbeti büyü bebekleryle falan oluyordu yanlış hatırlamıyorsam. Aman ya, nerden nereye...

Neyse, ben filmi sevmedim. Sinemafanatik.com sitesinin forumlarında "Film Arşivi" adında bir bölüm var, acaba izleyip de sonunu anlamış birileri var mı diye baktım şöyle, filmin adı arşivde bile geçmiyor. Film 2004 yapımı, yani yeni değil. Demek ki izleyip de kaale alan çıkmamış. Ekşi'ye baktım ne var ne yok diye, kitap hakkında olumlu yorumlar var. Film hakkında da ben burda yazdıklarımdan birkaçını ekledim.

Tek tesellim bilgisayarımda birkaç gb'ın boşalacağı gerçeği. Yeni filmlerde görüşmek üzere.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Kullanabileceğiniz HTML kodları: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><i>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Textual smileys will be replaced with graphical ones.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi