Arşiv: Ağustos, 2008

out of sight, out of mind

İngilizcemi geliştirmeye başladığımdan beri bana en çok o yardımcı oldu. Benim onu gözardı etmem, ona karşı büyük bir ayıp olurdu. Her gittiğim yerde onu düşünmem, onunla beraber olmayı istemem, yanımda olmadığında onu özlemem, hatta ona bağımlı hale gelmem bence hoş karşılanmalıydı. Aramızdaki bu özel bağ kimsenin gözünden kaçmadı. Sevgimizi kıskananlar oldu, beraberliğimizin kötü olduğuna, bu işin beni kötü etkileyeceğine kanaat getirdi bazıları. Hatta kimisi onun benim dengim olmadığını bile söyledi. Hiçbiri beni yıldırmadı, bu özel bağımı kopartmayı başaramadı. Hala beraberliğimiz devam ediyor. Eğer o bir gün gözden ırak olan gönülden de ırak olur fehvasınca out of sight olursa, korkuyorum ki aynı zamanda out of mind da olacak... Adını da analım, tam olsun:  Devamını oku »

O kadar açık ve net bir bir biçimde konuşuyordu ki onu anlamamış olmam imkansızdı. Bu gerçeği o da biliyordu, ama bildiğimiz başka bir gerçek daha vardı: Zoru başarırız, imkânsız zaman alır. Gerçekten de zaman aldı ve ben onu anlamamayı başardım.

Belki sen farketmedin ama bugünlerde dişlerimi daha muntazaman fırçalıyor, saçlarımı daha çok jöleliyor, deodorantımı her sabah kullanıyor ve hatta tıraşımı eskisi kadar aksatmıyorum. Bunun nedeni sensin. Çok çektim senden, yeter, artık başka birini bulmanın zamanı geldi.

Hayatımın büyük bir bölümü yollarda taşımacılık yapmakla geçti. Öğrencilik zor zanaat. Özellikle üniversite hayatında kitap defter taşımacılığı hayatımızın olmazsa olmazlarından. Şimdi yaz, okul yok sayılır, hayatımın taşımacılık bölümü bir nebze azalmış vaziyette. Bu sıralar sokaklarda dolaşırken içimde hep bir eksiklik hissediyorum. Aslında bu eksikliği dışımda hissediyorum, çünkü tarifi zor bir özgürlük duygusu içimdeki bu boşluğu dolduruyor. Artık bir taşımacı değilim ve özgürlüğümü hissediyorum gibi.

Bazen, insanlar neden çocuklarına iç burkan isimler veriyorlar diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Aklıma gelen ilk örnek de Özlem. Düşünelim mesela, insan özlem duymak ister mi? İlla ki de istemez. Ya da Hasret'i düşünelim. Kimse "haydi biraz da hasret çekelim" demez. Yani bir nevi iç burkan detaydır bu anlamlar. Ama sonradan farkettim, neden Yeter koyuyorlarsa, sanırım benzer sebepten dolayı da Özlem koyuyorlar.

Dün Berat gecesiydi. İnsanlar birbirlerine muhakkak ki cep telefonlarıyla pek çok mesaj gönderdiler. Bunun hesabı da illa ki kabarık olabiliyor. Özellikle bizim gibi öğrenci milleti için. Zaten her şeyi bedavaya getirme anlayışımızın deyimler ve atasözlerimizden de anlaşılacağı üzere içimize işlemiş olması, bu gibi özel günlerde gönderdiğimiz SMS'leri de beleşe getirme çabamızı beraberinde getiriyor.

Dün de Google amca'ya bedava mesaj diye sorup Hoşaf.org'a gelenlerin sayısında bir artış olmuş.

Evvelinde Bedava Mesaj adıyla bir yazı yazmıştım  Devamını oku »

Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir

http://elmaaltshift.blogspot.com/

TGRT'den değişme Fox tv, "Myspace celebrity" diye bildiğimiz şoktaki Gülsuna ve arkadaşlarıyla anlaşmış, dizi çekeceklermiş. Yani Gülsuna artık şokta değil ve evlenmiyor.

Az önce Fox'un ana haber bülteninde izledim, haber önce "Gülsuna aile baskısıyla evlendirilen kızların sesi oluyor" diyerek olumlu bir imaj vermeye çalıştı. Biraz dumur oldum, şaka sandım. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Çünkü, bahsettiğimiz kişi Show tv ve internetten izleyip gerçekçilikten bu kadar mı uzak olunur yahu? diye düşündüğümüz, haberde de "Tiyatrocuymuş, örtmeninin gözüne girmek için böyle şeyler yapıyormuş" diye okuduğumuz kişiden bahsediyoruz. Meğer Fox tv bu hanım kızımızla anlaşmış ve  Devamını oku »

RSS'e üye olun da reytingimiz artsın!

Son yorumlar

Yeni yazılardan e-posta ile haberdar olmak için:

Kullanıcıyım, giricem!