Virüsüm güldür güldür, gel de yar beni güldür
USB virüsleri peşimi bırakmıyor. Anlamsız bir çekim kuvvetiyle USBlere girip ardından bilgisayarıma karargahlarını kuruyorlar. Haddini bilen misafire her zaman kapımız açık. Kendileri, başımız üstündeki yerlerinde kaykıla kaykıla oturabilirler. Ama mahrem bilgilerimi, şifrelerimi oraya buraya göndermek isteyen, üstelik zaten bana ancak yeten RAMlerimi kullanan hiçbir misafir misafir değildir benim gözümde.
Bunlardan kurtulmak için tabii ki sağlam bir virüs koruma programına ihtiyaç var ama takdir edersiniz ki fiyatlar her zaman el yakar. Ortalama bir bilgisayar kullanıcısının özellikle para verip Windows aldığına şahit oldunuz mu? Ben olmadım. Eğer bilgisayar alırken yanında verirlerse ne âlâ. Hülâsâ, bir antivirüs programına verecek param yoktu şimdiye kadar. O yüzden beleş bir antivirüs olan Avast'tan caymadım. Ama takdir edersiniz ki ucuz etin yahnisi yavan oluyor.
Denemek için Kaspersky Internet Security'yi kurdum. Sonuç göz kamaştırıcıydı. Bilgisayarımda virüsler cirit atıyordu ve Avast'ın ruhu bile duymamıştı şimdiye kadar. Kendilerini bir çırpıda silip attım. Elbet Kaspersky amca bu işi beleşe yapmazdı. Yapmadı da. Para istedi, ben de uyduruk bir seri numarasıyla işi bağlamaya yeltendim. Fakat o da ne! Beni kara listesine aldığını söyledi bir anda. Eh, sağlık olsun Kaspersky amca. Hayy'dan gelen de Hû'ya gitmiyor mu zaten? Kolay geldi kolaya gider. Ha biz bunun üstesinden gelmeyi bilmiyor muyuz sanki? İlla ki biliyoruz, bilmiyorsak da öğreniriz. Ama insan kendi de yazılımcı olunca, korsan program kullanımının vicdan azabını çok derinlerden ve yakıcı olarak hissediyor. Ya da belki bu durum bana hastır, ne bileyim.
Şimdi asıl mesele, bir antivirüs programı olmadan, bilgisayar nasıl korunur mevzuu. Derler ki Linux'ün patronu Linus Torvalds'ın bir lafı vardır: En güvenli bilgisayar fişi çekilmiş bilgisayardır. Bu rivayet doğruysa sanırım benim gibi dizüstü bilgisayar kullanıcılarını hesaba katmamıştı. Dolayısıyla kendi kendimizi kollamanın bir yolunu bulacağız artık. Bu "kendini kollama" olayının ehemmiyetli bir noktası, Windows'un Registry ayarlarıyla haşır neşir olmak galiba. Çünkü bilgisayarı mesken edinen virüsler en önce kendilerini Windows'a sistem bileşeni olarak takdim ediyorlar. Bir nevi köstebek hesabı, yerlerini sağlamlaştırıyorlar.
Neyse, ben kendi başıma illa ki virüs cemaatiyle başa çıkamam ama gördüm ki, gizli dosya ve klasörleri göster dememe rağmen Windows kendi bildiğini okuyup üflüyor. Hiçbir gizli dosyayı ve sistem dosyasını bana göstermiyor. O vakit, bu işin az önce bahsettiğim Registry ayarlarından kıvrılabileceğini hissettim.
Siz de aynı durumdan muzdaripseniz, ben bağlantı adresini vereyim, ona göre birşeyler yaparsınız artık. [Burada yazıyor]




Windowsun göremedeği ya da gösteremediği dediğin baş belası virüslerin oluşturduğu vs. klasörleri ExplorerXP ile görebilirsin. Ben kullanıyorum. Gösteremediği olmadı daha.
(Bir de seni
mimledim.)
- cevapla
Aykut (Misafir) tarafından Cum, 02/22/2008 - 13:43 tarihinde gönderildi.yasin sana verdiğim spybot u kullan olmazsa bir adet legal gizli gücüm var onu kullanırız
- cevapla
OmAr tarafından Cum, 02/22/2008 - 14:42 tarihinde gönderildi.Teşekkür ederim Aykut, sırayla, denk geldikçe mimleri yazmaya çalışıyorum. Zor oluyor tabi. Vaktinde yapılmayan iş başa bela. Hayırlısı artık.
Ömer, Spybot'u kullandım ama o eleman da her şeyi spy görüyor mübarek. Hedef saptırma olayı var onda. Yani denemedim değil. Ama şimdi düşünüyorum da, böyle antivirüssüz daha iyi be. Hem macera oluyor, hem de yazacak yazı konusu çıkıyor ortaya. Fena mı?
- cevapla
yasin tarafından Cum, 02/22/2008 - 17:38 tarihinde gönderildi.Yeni yorum gönder