Dönen sörf yuvarlağının dönüşüyle rahatlamak
İnternette sörf yapmak deyince, hemen bir gezgin program vasıtasıyla sitelerde dolaşmak akla gelir. Bu gezgin program genelde (dünyada ve Türkiye'de) şu an için Internet Explorer'dır.
Ben bundan iki sene evvel Firefox'un varlığından haberdar oldum. İlk başlarda alışması zor oldu ama daha sonra bağımlılık derecesinde kullanmaya başladım. Konumuz Firefox'un ne kadar cazip ve kullanışlı bir internet gezgini olduğu değil. Bu yüzden bundan fazla bahsetmeyeceğim.
Firefox kullanmaya başladım başlamasına ama Firefox, kullandığı kaynaklar açısından beni pek memnun etmemeye başladı. Çok fazla RAM kullanıyor, bilgisayarı gereğinden fazla yavaşlatıyordu. Internet Explorer ona göre çok daha hızlı sayılırdı (hala öyle). Internet Explorer'dan uzun süre önce vazgeçtiğime göre, ya Firefox'u kurcalayıp kullandığı belleği azaltmaya çalışacaktım ya da yeni arayışlara girmem gerekiyordu. Ben (tembelliğimden olsa gerek) ikinci şıkkı tercih ettim.
Diğer seçenekler konusunda aslında biraz tedirgindim. Yeni bir programa alışmak zor oluyordu. Ama sonuçta bir yere kadar zorlandıktan sonra ona da alışıyor insan. Bu kararın ardından hangi programı seçeceğim orunu ortaya çıktı. Daha evvelinden, çook çok önceden denemiş olduğum biri vardı: o da çok kullanılan açık kaynak internet gezgini programlarından bir diğeri olan Opera'ydı.
Opera ilk bakışta Firefox gibiydi. Sekmeleri, görünümü, kısayolları, arama kutusu... Birbirlerine gerçekten çok benzediklerini düşünmüştüm. Bu sevindiriciydi, alışmakta zorluk çekmeyecektim. Kullanmaya başladığımda beni rahatsız eden bir şeylerin olduğunu sezdim. Evet, gerçekten bir şey beni rahatsız ediyordu ama tam olarak ne olduğu anlayamamıştım. Adını koyamadığım bir tedirginlik, her sayfa açılışında burdayım diyordu. Çok geçmeden Opera'nın Firefox'tan farklı olan yanlarını yavaş yavaş kavramaya başladım.
Örneğin Opera'da sadece sekmeler vardı! Firefox kullanırken Shift tuşuna basarak yeni pencerede açtığım sayfaları Opera'da yeni sekmede açıyordum. Önce kısayol tuşuna yanlış bastığımı düşündüm. Yanılmadığımı anlayınca da farklı bir kısayol tuşunun kullanıldığını sandım. Ama işte asıl yanılgım buydu. Opera her bir "yeni pencere"yi aslında yeni bir sekmede açıyordu.
Asıl içimi yiyen, beni rahatsız eden bu değildi. Parola hatırlama gibi birkaç tane daha farkı anladıktan sonra içimdeki o tedirginliğin kaynağını buldum! Firefox'ta ve Internet Explorer'da programın sağ üst köşesinde sayfalar yüklenirken bir imajın döndüğünü görüyordum. Hatta sayfanın altında da bir "progressbar" yani işlemin yüzdesini gösteren mavi bir çubuk kutucuk bulunuyordu. Ama Opera'da böyle bir şey yoktu. Sayfa yükleniyor mu, yoksa yükleme bitti m, açılmadı mı, yarıda mı kaldı, bunları anlayamıyordum. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü Opera'yı kullanmayı bıraktım.
Opera'dan belki çok büyük bir kolaylıkla vazgeçmiştim ama problemim hâlâ çözüme kavuşmuş değildi. Sırada hangi gezgin programın olduğunu da bilmiyordum. Hasbelkader Safari'nin yeni sürümünün çıktığını duyunca bir de onu denemeye karar verdim. Safari'yi kurduktan sonra, ilk merakla baktığım şey, beni Opera'dan vazgeçiren nokta oldu. Safari'da hem o dönen imaj vardı hem de adres çubuğu sayfa yüklenirken "progressbar" görevi görüyordu. Çok sevindirik olmuştum. Bu saadet bana yeterdi, ama ummadığım şeylerin başıma geleceğini nerden bilebilirdim...
***
Safari, Apple'ın hazırladığı bir program. Son zamanlarda okuduğum haberlerde Safari'nin güvenlik açıklarından bahsediyorlar. Bu bir olumsuz nokta. Bundan başkaca, Firefox'ta en sık kullandığım sekme boşluğuna çift tıklama yoluyla yeni sekme açma özelliği Safari'de yok. Bu sefer de bu çok canımı sıktı. Ama Allah'tan Ctrl + T tuş kombinasyonu işe yapıyor. Ama diğer yandan az evvel keşfettiğim bir şey, Safari de birkaç saat internet gezintisinin ardından acayip bellek yemeye başlıyor. Bu internet gezgini programlara da RAM ve CPU dayanmıyor kardeşim. Ve az önce Safari'yi kullanırken program patladı. Patladı dediysem, bu bir programcı tabiri galiba; yani tam çalışırken bir anda öylece kaldı: Kilitlendi dondu kaldı. Bana Ctrl + Alt + Del'den başka şans tanımadı.
Bu ilk güvenlik açığı haberinden sonra Safari'ye olan güvenim de zaten azalmıştı. Başıma gelen bu olay da beni fazlasıyla derinden etkiledi. Bilemiyorum, bundan sonra Safari'yi bir daha ne zaman kullanırım.
Gerçek şu ki Firefox bilgisayarı (Norton Antivirüs kadar olmasa bile) öldürüyor. Yani benimki gibi iki senelik bilgisayarlar için Firefox'la beraber bir ikinci program açmak zahmetli hale geliyor. Her ne kadar böyle olumsuzluklarla karşılaşıyor olsam da, Firefox'a gerçekten bağımlılık derecesinde bir sevgimin olduğunu hissediyorum. Özellikle StumbleUpon araç çubuğu, DownloadStatusBar eklentisi, süper görünümü ve şık kullanımı da hesaba katarak, Firefox'tan vazgeçmemin gerçekten zor olacağını anladım. Belki de vazgeçmek imkansız. Yine de bir an evvel bu bellek sorununa bir çare bulmam gerekiyor.
Para bulduğum ilk anda yeni bir dizüstü bilgisayar almak üzere kolları sıvayacağım sanırım.




Yeni yorum gönder