Yakınlarım bilir, uzun zamandır Yüce Bilgi Akademisi'nin "yazılım uzmanlığı" adındaki kursuna gidiyorum. Toplamda iki senelik olan uzunca bir maratonun son safhalarına gelmişken Bilge Adam, Yüce Bilgi Akademisi'ni satın aldı.
Bıkkınlık ve Tedirginlik
Bu aslında oldukça sancılı bir süreç. Son dönemde başımıza gelen hadiselerden dolayı hem bıkkınlık hem de tedirginlik durumu hakimdi. Hocaların biri gidiyor, yerine yenisi geliyordu. Bazı günler ders olmuyordu ve bu tam da son saatte haber veriliyordu. Bu dönemde derslerin sıkıcı geçmesinin yanı sıra bir de duraklama ve ertelenen derslerin sonucu derslerden soğumalar ve kursun uzadıkça uzaması (yani işlenmesi gereken konuların sürekli ertelenmesi, geçe kalması) gibi sebepler, bizi kurs öğrencileri olarak çok zor durumda bırakmaya başlamıştı.
Uzun süreli kursların bence en kötü yanı, belli bir alışkanlık havasına girildikten sonra, geyiğin yani daha açık ifadesiyle lakayıt muhabbetin bünyelerde çok fazla yer etmesi. Gerek hocalarla olan "arkadaşça" diyaloglar, gerekse sınıf veya grup içindeki "haydi bugün de ders yapmayalım, Counter atalım" gibi yarı şaka yarı ciddi taleplerin üst seviyeye ulaşması derslerin sıkıcılığını alıyor gibi görünse de, geniş bakışla işin daha da sürüncemede kalmasına neden oluyor.
Bilge Adam da kimmiş?
Bu bakımdan son dönemde artık "Kurs bitse de gitsek" düşüncesini üstümde ziyadesiyle hissetmeya başlamıştım. Sonra bir gün kursa geldim ve dediler ki Yüce'yi Bilge Adam'a satmışlar. Ben Bilge Adam dedikleri şeyi pek bilmiyordum. Öğrendiğim kadarıyla İstanbul'da kendini iyi tanıtmış, sağlam görünen, yazılım kousunda faaliyet gösteren bir eğitimi kurumu.
Bundan dolayı sevinilebilir ancak bize vaadedilen eğitim programı ile Bilge Adam'ın sahip olduğu program aynı değil. Bu konu, elbette kafamızda soru işaretleri bıraktı. Sonra dediler ki, dilerseniz eski programınıza devam edeceksiniz, dilerseniz bizim programımıza katılacaksınız. O zaman bize ayrıntılı ve resmi bir açıklama yapılmamıştı. Yeni sahiplerin devir teslim işleri, eğitimcilerin ve kursun durumu gibi konular görüşülmemişti. O yüzden birkaç haftadır kurs hakkında tedirginliğimiz zirve yaptı denebilir.
Söz Uçar Yazı Kalır
Son olarak dün, bir "toplantı" yapılacak, gelin görüşelim dediler ve gittim. Bize aldığımız eğitimin matematiksel konuşmalarını yapmaya başladılar. Şu kadar saat eğitim aldınız, bu kadar saat kalmış görünüyor... Bu tip şeylerin böyle somut ele alınması gerçekten güzel bir yaklaşım ama biz Yüce'den hep şunu duyduk gördük: Alacağınız eğitim kağıt üstünde şu kadar saat görünüyor ama biz siz anlayıncaya kadar eğitiminizi vereceğiz. Bir konu anlaşılmadıysa tekrar edilecek, bir şekilde geç kalan ya da anlaşılmayan yerler tekrar edilecek, telafi edilmeye çalışılacak. O bakımdan "şu kadar saat eğitim gördüm, bu kadar saat kaldı" gibi endişeleriniz olmasın"
Şimdi Yüce'nin yaklaşımı bizim adımıza çok cazip görünüyor olabilir, ama sonuça burası büyük paralar vererek müşterisi olduğumuz, yani kâr amacı güden bir şirket. Dolayısıyla resmi evraklar, sözden çok daha büyük önem arzediyor. İşlendi sanılan pek çok konunun aslında sadece üstünkörü ya da eksik anlatılmış olması bir yana, derslerin son dönem sürekli ertelenmesi, ders yapılmaması, motive edici her türlü etkenin yok olması, vaktin geçmesi, o stres ve az evvel bahsettiğim lakayıtlığın ister istemez üstümüze çökmesi sonucu derslere geç girmeler, erken çıkmalar vs vs... Sonuçta biz gerçekten de bahsedilen rakamlar kadar ders almadığımızı düşünüyoruz.
"Farklı Eğitim Programı" derken?
Neyse, "madem öyle biz size, fark ödemeden bizim eğitim programımıza katılmanızı öneriyoruz" dediler. Ama eğitimde bazı farklılıklar vardı. Örneğin Java konusuna hiç girilmiyor ama Microsoft'un yazılım ürünlerinde çok iddialı bir eğitim vereceklerini söylediler. Zor bir aşamadan sonra kararımızı bu yönde verdik, yani 8-10 aylık yeni bir eğitim maratonuna gireceğiz.
Bazı şeylere sıfırdan başlayacağım ama daha sağlam adımlarla ilerleyeceğimizi ümit ediyorum. Java gibi çok mühim ve kurumsal anlamda çok kullanılan bir teknolojiden uzak kalacak olmam beni biraz hüzünlendirdi. Aslında bayağı bir hüzünlendirdi, çünkü Java'ya olan aşkımı duymayan kalmadı sanıyorum. Şimdi Java konusunu kendi yöntemlerimle halletmeye çalışacağım.

Yeni yorum gönder